ÜRETİMLE BÜYÜYEN BİR SANAYİ HİKAYESİ:
ÖZLİDER PLASTİK
1983’te rahmetli Cevat Güleç’in üretim vizyonuyla kurulan Özlider Plastik, bugün İstanbul, Bursa ve Romanya’daki tesisleriyle Türkiye’nin önemli plastik üreticileri arasında yer alıyor. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Güleç, Özlider Plastik’in kuruluş hikayesinden ihracat vizyonuna ve dijital dönüşüm yatırımlarına uzanan süreci aktarırken, sanayiciliği üretim, istihdam ve ülkeye değer katma ekseninde değerlendiriyor.
Türkiye plastik sanayiinin köklü üreticilerinden Özlider Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Güleç ile şirketin kuruluş hikayesinden ihracat vizyonuna, dijital dönüşüm yatırımlarından sektörün yapısal sorunlarına kadar birçok başlığı konuştuk.
1983 yılında rahmetli Cevat Güleç’in üretime duyduğu inançla temelleri atılan ve küçük bir atölyeden bugün uluslararası ölçekte üretim yapan bir yapıya dönüşen Özlider Plastik’in yolculuğu, Türkiye sanayisinin dönüşümüne de ışık tutuyor. İstanbul, Bursa ve Romanya’daki tesisleriyle otomotivden medikale, lojistikten savunma sanayine uzanan geniş bir üretim ağına sahip olan şirket, katma değerli üretim ve ihracat odağını sürdürüyor.
Görüşmemizde Serkan Güleç, yalnızca şirketin büyüme stratejilerini değil, aynı zamanda Türk plastik sanayisinin küresel rekabet gücünü, dijitalleşmenin üretim süreçlerine etkisini ve sektörün karşı karşıya olduğu finansman, maliyet ve nitelikli iş gücü gibi temel sorunları da değerlendirdi. Babasından devraldığı üretim kültürünü bir sorumluluk olarak gördüğünü vurgulayan Güleç, sanayiciliği “ülkeye değer katma ve istihdam üretme” ekseninde tanımladı.
Önümüzdeki beş yıl için teknoloji yatırımları, otomasyon sistemleri ve ihracat pazarlarının genişletilmesi gibi hedeflerini de paylaşan Güleç ile yaptığımız bu röportaj, hem bir aile şirketinin kurumsallaşma hikayesini hem de Türkiye’nin üretim gücünün geldiği noktayı anlamak açısından önemli bir çerçeve sunuyor.
Özlider Plastik’in kuruluş hikayesini ve bugün geldiği noktayı kısaca bizimle paylaşır mısınız?
Özlider Plastik’in temelleri, rahmetli babamız Cevat Güleç’in 1983 yılında üretime olan inancı ve ülkesine değer katma hedefiyle atıldı. Küçük bir atölyede başlayan bu yolculuk, bugün Türkiye’nin önemli plastik üreticilerinden biri haline geldi. İstanbul, Bursa ve Romanya’daki tesislerimizle otomotivden medikale, lojistikten savunma sanayine kadar birçok sektöre üretim yapıyoruz. Yaklaşık 70 bin metrekare kapalı alanda, yüksek teknoloji ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
Özlider Plastik’in ihracat vizyonu hakkında neler söylemek istersiniz? Hangi pazarlara odaklanıyorsunuz?
İhracatı yalnızca ticari bir faaliyet değil, aynı zamanda Türkiye’nin üretim gücünü dünyaya taşıyan stratejik bir alan olarak görüyoruz. Avrupa başta olmak üzere Romanya üzerinden Doğu Avrupa pazarında güçlü bir yapılanmamız var. Özellikle otomotiv yan sanayi alanında yüksek katma değerli üretime odaklanıyoruz.
Sektörde dijitalleşme ve otomasyonun etkisini nasıl görüyorsunuz? Şirketiniz bu dönüşüme nasıl uyum sağlıyor?
Sektörde artık rekabet sadece üretim kapasitesiyle değil; hız, verimlilik, kalite ve veri yönetimiyle belirleniyor. Dijitalleşme, otomasyon ve Endüstri 4.0 uygulamaları sanayinin vazgeçilmez bir gerçeği haline geldi. Biz de bu dönüşüme uyum sağlamak adına makine parkurumuzu sürekli yeniliyor, Robotik Sistemler ve akıllı üretim teknolojilerine yatırım yapıyoruz. Üretim süreçlerimizi MES programı ile dijital olarak takip ederek anlık veri yönetimi, üretim planlama ve kalite kontrol süreçlerini daha verimli hale getiriyoruz. Böylece hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de sürdürülebilir kalite standardını güçlendiriyoruz.
Bugün Türkiye’de plastik sanayisinin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye plastik sanayisi bugün Avrupa’nın en önemli üretim merkezlerinden biri konumunda. Özellikle esnek üretim kabiliyeti, genç iş gücü ve sanayicimizin çözüm odaklı yaklaşımı önemli avantajlar sağlıyor. Ancak sektörün daha yüksek teknolojiye, markalaşmaya ve katma değerli üretime yönelmesi gerekiyor. Sadece üretim yapan değil, teknoloji geliştiren bir yapıya dönüşmemiz şart.
Türkiye’de üretim yapan sanayicilerin en büyük yapısal sorunları sizce nelerdir?
En önemli sorunların başında öngörülebilirlik geliyor. Sanayici uzun vadeli plan yapmak istiyor ancak maliyetler, finansman koşulları ve kur dengeleri konusunda zaman zaman ciddi belirsizlikler yaşanıyor. Bunun yanında enerji maliyetleri, nitelikli iş gücü ihtiyacı ve finansmana erişim de üreticinin önündeki temel başlıklar arasında yer alıyor.
Son yıllarda artan maliyetler, enerji fiyatları ve finansmana erişim konuları üretim süreçlerinizi nasıl etkiliyor?
Üretim yapan herkes gibi biz de bu süreçlerden doğrudan etkileniyoruz. Özellikle enerji maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar yatırım kararlarını daha dikkatli almaya yöneltiyor. Ancak biz kriz dönemlerini aynı zamanda dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Verimlilik artırıcı yatırımlara, enerji tasarrufuna ve sürdürülebilir üretim modellerine ağırlık veriyoruz.
Rahmetli babanızın sizin iş hayatınızdaki yeri nedir? Ondan aldığınız en önemli öğretiyi bizimle paylaşır mısınız?
Babam bizim için sadece bir kurucu değil, aynı zamanda bir karakter ve mücadele örneğiydi. Bize her zaman dürüstlüğün, çalışkanlığın ve üretmenin önemini öğretti. “İşinizi doğru yaparsanız güven en büyük sermayeniz olur” sözü hayatım boyunca bana rehber oldu. Bugün attığımız her adımda onun emeğini ve vizyonunu hissediyoruz. Bize kalan en büyük miras iyi bir insan olarak anılmaya ve sevilmeye devam etmesidir.
Sanayicilik sizin için ne ifade ediyor? Bu mesleğin sizdeki karşılığı nedir?
Sanayicilik benim için sadece ticaret değil; üretmek, istihdam sağlamak ve ülkeye değer katmak demek. Fabrikada yanan her ışığın bir aileye umut olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle sanayiciliği büyük bir sorumluluk olarak görüyorum. Üretim kültürünün güçlü olduğu ülkelerin geleceğinin de güçlü olduğuna inanıyorum. Rahmetli babam Cevat Güleç her zaman, “Üretmeyen bir toplum yok olmaya mahkumdur; üretmenin de sınırı yoktur” derdi. Bu söz, üretime ve sanayiye bakışımın temelini oluşturan en önemli miraslardan biridir.
Önümüzdeki beş yıl için Özlider Plastik’in hedefleri ve büyüme stratejisi nedir?
Önümüzdeki dönemde teknoloji yatırımlarımızı artırmayı, ihracat pazarlarımızı genişletmeyi ve sürdürülebilir üretim alanında daha güçlü bir konuma gelmeyi hedefliyoruz. Özellikle otomotiv ve savunma sanayii alanlarında katma değerli üretime odaklanacağız. Bunun yanında kurumsallaşma, insan kaynağı gelişimi ve dijital dönüşüm yatırımları da öncelikli gündemimiz olacak.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Son olarak rahmetli babamızı anarak gösterdiğiniz vefa ve hassasiyet için PLASFED Dergi’ye, Başkan Sayın Ömer Karadeniz’e, yöneticilerinize ve emeği geçen herkese içten teşekkürlerimi sunarım.

