"KALİTEYİ ÜRETİMİN BAŞLANGIÇ NOKTASI OLARAK GÖRÜYORUZ"
Plastik sektöründe masterbatch üretimindeki başarısını Ar-Ge, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme yatırımlarıyla güçlendiren Colorex, Bursa'dan dünyaya uzanan büyüme hikayesini anlattı. Colorex Konsantre Boya Plastik Genel Müdürü Murat Doğan, "Kalite bizim için üretimin sonunda yapılan bir kontrol değil, üretimin başladığı noktadır" dedi.
Plastik sektöründe renk ve katkı çözümleri alanında faaliyet gösteren Colorex, kalite odaklı üretim anlayışı, müşteri ihtiyaçlarına özel geliştirdiği çözümler ve sürekli yatırım yaklaşımıyla sektörün dikkat çeken markaları arasında yer alıyor. 2006 yılında Bursa Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulan şirket, bugün yalnızca masterbatch üretimindeki başarısıyla değil; Ar-Ge odaklı vizyonu, sürdürülebilirlik yaklaşımı ve teknoloji yatırımlarıyla da öne çıkıyor.
Colorex Konsantre Boya Plastik Genel Müdürü Murat Doğan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; şirketin kuruluş hikayesini, üretim felsefesini, geleceğe yönelik hedeflerini, plastik sektörüne bakışını ve sanayicilik anlayışını konuştuk. Doğan, iş dünyasının yanı sıra teknoloji girişimi Yofy, Onaltı Offroad Kulübü ve Bursaspor'a verdiği destekle şekillenen çok yönlü vizyonunu da okurlarımızla paylaştı.
Kısaca sizi ve Colorex markasının kuruluş hikayesini anlatır mısınız?
1978 Elazığ doğumluyum. İş hayatına, üretime ve sanayiye olan tutkum beni her zaman kendi vizyonumu hayata geçirmeye yöneltti. Evliyim ve Onur ile Yiğit adında iki oğlum var. İş dünyasındaki yolculuğumda salt bir üretici olmanın ötesinde, çok yönlü bir girişimci olmayı hedefledim; nitekim bugün kurucusu ve yöneticisi olduğum Erkhan firmasıyla da ticari faaliyetlerimizi başarıyla sürdürüyoruz. Ana üretim gücümüz olan Colorex’in temellerini ise eşim Sedef ile birlikte, 5 Kasım 2006 tarihinde attık. Bursa merkezli, Türkiye’nin ilk Organize Sanayi Bölgesinde (Bursa OSB) başladığımız bu yolculukta, omuz omuza vererek markamızı sıfırdan bugünlere taşıdık. İlk günden beri amacımız, sektörde yalnızca bir tedarikçi olmak değil; kalite, güven ve yenilik odaklı, uzun soluklu bir çözüm ortağı yaratmaktı.
Colorex’i ve ürün portföyünüzü kısaca tanıtır mısınız? Hangi alanlarda sunduğunuz çözümler markanızı sektörde öne çıkarıyor?
Colorex olarak plastik sektörüne renk ve işlevsellik katıyoruz. Ürün portföyümüzün omurgasını masterbatch çözümleri oluşturuyor. Pazardan gelen güçlü taleplere hızlı yanıt verebilmek adına kapasitemizi sürekli güncelliyoruz; nitekim 2025 yılında siyah ve beyaz masterbatch tarafında iki yeni üretim hattımızı devreye aldık. Bizi sektörde öne çıkaran şey, müşterilerimizin proseslerine, makine parkurlarına ve son kullanıcı hedeflerine uygun, tamamen "terzi usulü" (tailor-made) formülasyonlar sunabilmemizdir.
Bugün Colorex’i sektörde farklı ve güçlü kılan temel unsurlar nelerdir?
En büyük gücümüz; aile şirketinin getirdiği samimiyet, hızlı reaksiyon alabilme esnekliği ve bunu kurumsal bir yapıyla harmanlayabilmemizdir. Erkhan firmamızdaki yönetim tecrübelerimizle de desteklediğimiz bu dinamik yapıda, pazarın beklentilerine anında uyum sağlayabiliyoruz. Türkiye’nin ilk OSB’si olan Bursa OSB'nin getirdiği o köklü üretim kültürü ve altyapı avantajını da arkamıza alarak kalitede standardizasyon sağlıyoruz. Eşim Sedef ile temellerini attığımız Colorex'te kazancımızı daima işimize yatırıyor olmamız bizi güçlü kılıyor. Hem makine parkurumuzu hem de teknolojimizi sürekli güncel tutuyoruz.
Colorex ürünlerini benzerlerinden ayıran temel farklar nelerdir? Ar-Ge, kalite ve sürdürülebilirlik yaklaşımınız ürünlerinize nasıl yansıyor?
Bizim için kalite, üretimin sonundaki bir kontrol aşaması değil, sürecin başlangıç noktasıdır. Ürünlerimizi pazardaki muadillerinden ayıran en temel fark, mükemmel dispersiyon kalitesi ve seriler arası renk tutarlılığıdır. Özellikle renkli masterbatch tarafında çok iddialıyız. Bursa gibi otomotiv sanayisinin kalbi olan bir şehirde üretim yapmamız ve otomotiv gibi hata kabul etmeyen, spesifikasyonların ve toleransların çok sert olduğu bir sektörle yoğun çalışmamız, bizi kalite anlamında sürekli zirvede tutuyor.
Sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm Colorex’in stratejisinde nasıl bir yer tutuyor?
Sürdürülebilirlik artık sanayiciler için bir tercih değil, zorunluluk. Colorex olarak döngüsel ekonominin gücüne inanıyoruz. Bu bağlamda, geri dönüştürülmüş polimerlerle kusursuz uyum sağlayan ve bu malzemelerin fiziksel özelliklerini iyileştiren katkı formülasyonları üzerine yoğunlaşıyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına, karbon ayak izimizi küçültecek çevreci adımlar stratejimizin tam merkezinde yer alıyor.
PLASFED ve sektörel STK’ların plastik sanayisinin geleceği açısından rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sektörümüzün yapısal sorunlarının bireysel çabalarla aşılması mümkün değil. PLASFED gibi çatı ve güçlü sivil toplum kuruluşları; sanayicinin sesini karar alıcı mercilere duyurmakta, sektör içi dayanışmayı organize etmekte ve haksız rekabetle mücadelede kilit bir rol oynuyor. Özellikle Türk plastik sektörünün yurt dışındaki gücünü ve algısını yukarılara taşımak adına STK'larımızın yürüttüğü vizyoner lobicilik ve tanıtım faaliyetlerini son derece değerli buluyorum.
Sanayici kimliğinizin yanı sıra teknolojiye de özel bir ilginiz olduğunu ve bu alanda da yatırımlar yaptığınızı biliyoruz. Bize biraz bu vizyonunuzdan ve Yofy’den bahseder misiniz?
Teknolojiye sadece işimin bir parçası olarak değil, kişisel olarak da büyük bir tutkuyla bağlıyım. Sanayideki üretim gücümüzün ve fiziki yatırımlarımızın yanına, dijital dünyanın sınırsız potansiyelini de eklemek istedik. Bu vizyonun bir sonucu olarak, plastik sektöründeki faaliyetlerimizden tamamen bağımsız, yeni nesil teknoloji yatırımımız olan Yofy adlı mobil uygulamamızı hayata geçirdik. Yofy ile hedefimiz çok net: ‘Bursa’dan dünyaya’ açılan bir teknoloji markası yaratmak. Bu yıl sonuna kadar tüm Türkiye'de, 2027 yılında ise Avrupa'da operasyonlarımızı genişletmeyi planlıyoruz. Geleneksel sanayideki tecrübemizi, dijitalleşmenin hızıyla birleştirerek her iki kulvarda da ülkemize değer katmaya devam edeceğiz.
Sanayici kimliğinizin yanında oldukça dinamik bir sosyal hayatınız ve tutkularınız var. Onaltı Offroad Kulübünün kurucususunuz. Off-road tutkunuz ile iş hayatınız arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Off-road sadece bir hobi değil, benim için bir yaşam felsefesi. Bilinmeyen rotalarda ilerlemek, zorlu arazi şartlarıyla mücadele etmek, anlık krizlerde doğru kararlar almak ve en önemlisi güçlü bir takım ruhu oluşturmak... Aslında iş hayatı da tam olarak böyle bir yolculuk. Sanayide de önünüze öngörülemeyen engeller ve engebeli yollar çıkabiliyor. Onaltı Offroad Kulübünde edindiğimiz o yardımlaşma, doğru strateji geliştirme ve ne olursa olsun pes etmeme kültürü, krizleri soğukkanlılıkla aşmamda ve ekibimle omuz omuza yürütmemde bana çok büyük katkı sağlıyor. Her iki alanda da doğru donanım, iyi bir ekip ve hedefe odaklanmak başarıyı getiriyor.
Bursa merkezli bir marka olarak şehrin en önemli değerlerinden Bursaspor’a da güçlü bir destek veriyorsunuz. Şehre aidiyet ve kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımınızdan bahseder misiniz?
Biz bu topraklardan beslenen ve Bursa’da büyüyen bir markayız. Dolayısıyla şehre sadece ekonomik değil, sosyal ve kültürel anlamda da değer katmayı bir borç biliyoruz. Bursaspor bu şehrin en büyük markası, arması ve ortak paydasıdır. İki yıldır gururla sürdürdüğümüz bu sponsorluk desteğini önümüzdeki dönemde de devam ettirmeyi hedefliyoruz. Genç sporcuların yetişmesine, şehrimizin enerjisinin yukarı taşınmasına katkı sunmak bizim kurumsal kültürümüzün temel taşlarından biri. Sanayicilik sadece fabrika duvarları arasında üretim yapmak değil, topluma ve yaşadığınız şehre dokunabilmektir.

