FIRAT HAVZASI’NDAN DÜNYA PAZARINA
TÜRK SOMONU
Fırat Havzası’nın yüksek kaliteli su kaynaklarından beslenen TK Fish, yetiştiricilikten işleme ve ihracata uzanan entegre yapısıyla Türk somonunu küresel pazarda daha güçlü bir marka haline getirmeyi hedefliyor. TK Fish Genel Müdürü Serpil Meral; sürdürülebilir üretim yaklaşımı, katma değerli ürün yatırımları ve ihracat odaklı büyüme stratejileriyle, Türkiye akuakültür sektörünün dünya pazarındaki konumunu güçlendirecek yeni bir dönüşüm sürecine dikkat çekiyor.
Türkiye akuakültür sektörünün yükselen markalarından TK Fish, Fırat Havzası’nın güçlü su kaynaklarından aldığı kaliteyi işleme ve ihracat gücüyle birleştirerek uluslararası pazarlarda dikkat çekiyor. Yetiştiricilikten katma değerli üretime uzanan entegre yapısıyla büyümesini sürdüren şirket, özellikle Türk somonunun dünya pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. TK Fish Genel Müdürü Serpil Meral ile şirketin gelişim yolculuğunu, sürdürülebilir üretim anlayışını, ihracat stratejilerini ve Türk somonunun küresel pazardaki yükselişini konuştuk.
TK Fish’in hikayesi Fırat Havzası’ndaki alabalık üretimiyle başlıyor. Şirketin kuruluş sürecini ve bugün geldiği noktayı nasıl anlatırsınız?
TK Fish’in temelleri, Fırat Havzası’nın eşsiz su kaynaklarında uzun yıllardır sürdürülen alabalık yetiştiriciliğine dayanıyor. Ailemiz tarafından başlatılan bu süreç, yıllar içinde edinilen tecrübe, üretim disiplini ve kalite odaklı yaklaşım sayesinde güçlü bir altyapıya dönüştü.
Bu birikimin üzerine, pazarın ihtiyaçlarını daha doğru karşılayabilmek ve katma değer yaratmak amacıyla Koptur ortaklığı ile TK Fish işleme tesisi kuruldu. Bu adım, bizim için sadece bir yatırım değil; üretimden nihai ürüne kadar tüm süreci yönetebilen entegre bir yapıya geçişin en önemli aşaması oldu.
Bugün geldiğimiz noktada, yetiştiricilikten işleme ve ihracata kadar tüm zinciri kapsayan, izlenebilirlik ve sürdürülebilirliği merkezine alan bir yapıya sahibiz. Sadece kendi üretimimizi değil, bulunduğumuz bölgedeki üretim potansiyelini de değerlendirerek uluslararası pazarlara düzenli ve güvenilir tedarik sağlayan bir marka haline geldik.
TK Fish üretim planlamasında farklı su kaynaklarını ve üretim alanlarını nasıl konumlandırıyor?
Üretim stratejimizi tek bir bölgeye bağımlı kalmadan, farklı su kaynaklarının sunduğu avantajları dengeleyerek kurguluyoruz. Bu yapının merkezinde ise Fırat Havzası yer alıyor.
Fırat Havzası, yüksek debili ve sürekli akış sağlayan yapısıyla üretimimizin ana omurgasını oluşturuyor. Bu doğal yapı sayesinde su kalitesi, oksijen seviyesi ve sıcaklık dengesi açısından istikrarlı bir ortam elde ediyoruz. Ayrıca bölge içinde farklı lokasyonlarda konumlanarak su sıcaklıklarındaki değişimleri avantaja çeviriyor ve yılın farklı dönemlerinde üretim sürekliliğini sağlayabiliyoruz. Bu da bize planlı hasat, düzenli tedarik ve kalite standardında süreklilik kazandırıyor.
Son yıllarda “Türk somonu” uluslararası pazarlarda daha fazla konuşuluyor. Siz bu yükselişi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu yükselişin arkasında birkaç önemli faktör var: üretim kalitesinin artması, büyütme modelinin gelişmesi, işleme kapasitesinin güçlenmesi ve firmaların ihracat pazarlarına daha profesyonel şekilde odaklanması. Türk somonu bugün birçok pazarda kalite-fiyat dengesi, düzenli tedarik avantajı ve farklı ürün formlarına uygunluğu ile öne çıkıyor.
Biz bu gelişimi sadece ticari bir büyüme olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin su ürünleri alanında markalaşma sürecinin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde Türk somonunun daha fazla işlenmiş ürün, fileto, porsiyon, füme ve perakende ambalajlı ürünlerle pazarda daha güçlü konumlanacağına inanıyoruz. Bu da kilogram başına ihracat değerini artıracak ve sektöre daha yüksek katma değer sağlayacaktır.
TK Fish’in somon üretim stratejisi nasıl şekilleniyor?
TK Fish’in somon üretim stratejisi; güçlü su kaynakları, entegre üretim yapısı ve ihracat odaklı büyüme üzerine kuruludur.
Fırat Havzası, sunduğu yüksek su kalitesiyle üretimimizin temelini ve kalite standardını oluşturur. Bu yapı sayesinde yıl boyunca sürdürülebilir ve planlı üretim gerçekleştirebiliyoruz.
Stratejimiz yalnızca hacim artırmak değil; fileto, porsiyon ve katma değerli ürünlerle pazarda daha güçlü konumlanmaktır. Bu doğrultuda üretimden işleme ve ihracata kadar tüm süreci entegre şekilde yöneterek kaliteyi standardize ediyor, farklı pazar taleplerine esnek çözümler sunuyoruz.
Akuakültürde sürdürülebilirlik ve sertifikasyon giderek daha önemli hale geliyor. TK Fish bu alanda nasıl bir yaklaşım benimsiyor?
TK Fish olarak sürdürülebilirliği iş modelimizin temel bir parçası olarak görüyoruz. Doğal kaynakların korunması, kontrollü üretim ve şeffaflık, tüm operasyonlarımızın merkezinde yer alıyor.
Üretim tarafında su kalitesinin korunması, dengeli stok yönetimi ve balık refahı önceliklerimiz arasında. Fırat Havzası gibi güçlü bir doğal kaynağı kullanırken, ekosistemin sürdürülebilirliğini korumayı da aynı derecede önemsiyoruz. İşleme süreçlerimizde ise hijyen, gıda güvenliği ve izlenebilirliği uluslararası standartlara uygun şekilde yönetiyoruz.
Sertifikasyon tarafında global pazarlarda kabul gören standartlara uyum sağlamak stratejik önceliğimiz. Bu doğrultuda kalite sistemlerimizi sürekli geliştiriyor ve denetim süreçlerine aktif şekilde hazırlanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde hem TK Fish hem de Türkiye akuakültür sektörü için en büyük hedefler ve fırsatlar sizce neler?
Önümüzdeki dönemde hem TK Fish hem de Türkiye akuakültür sektörü için en büyük hedef; büyümeyi sadece hacim üzerinden değil, değer, verimlilik ve marka gücü üzerinden sürdürülebilir hale getirmek.
Türkiye bugün üretim gücüyle rekabet eden bir ülke konumunda, ancak bundan sonraki aşama kilogram başına değeri artırmak. Bu da daha fazla işlenmiş ürün, perakende odaklı ambalajlar, özel müşteri çözümleri ve güçlü bir “Türk somonu” markası ile mümkün. Özellikle farklı pazarlarda, standart ürün yerine segment bazlı, katma değerli ürünlerle konumlanmak önemli bir fırsat sunuyor.
Sektör genelinde ise en büyük fırsat; Türkiye’nin sahip olduğu doğal kaynakları, coğrafi avantajı ve üretim bilgisini doğru bir markalaşma stratejisiyle global pazara daha güçlü anlatabilmek. Bu başarıldığında, Türkiye akuakültürünün sadece üretim gücüyle değil, kalite algısı ve marka değeriyle de öne çıktığı bir döneme girileceğine inanıyoruz.
kutu
TK Fish bugün yetiştiricilikten işleme ve ihracata uzanan entegre bir yapıya sahip. Bu dönüşüm nasıl gerçekleşti?
Bu dönüşüm, aslında pazarı doğru okumak ve değişen müşteri beklentilerine zamanında adapte olma ihtiyacımızla başladı. İlk etapta sadece ham ürün üretimiyle ilerlerken, global pazarda rekabetin giderek katma değerli ürünler üzerinden şekillendiğini net bir şekilde gördük. Özellikle fileto, porsiyon ve işlenmiş ürün gruplarına olan talebin artması, bizi bu alanda daha güçlü bir yapılanmaya yönlendirdi.
Bununla birlikte, bulunduğumuz bölgede ciddi bir üretim potansiyeli olmasına rağmen işleme kapasitesinin sınırlı olduğunu da fark ettik. Bu durumu bir fırsat olarak değerlendirerek yalnızca kendi üretimimizi değil, bölgedeki diğer üreticilerin ürünlerini de değerlendirebilecek bir yapı kurmayı hedefledik.
Bu doğrultuda gerçekleştirdiğimiz işleme tesisi yatırımı, aslında zincirin en kritik halkasını tamamladı. Bugün geldiğimiz noktada, yetiştiricilikten işleme ve ihracata kadar tüm süreci kendi bünyemizde yönetebilen entegre bir yapıya sahibiz. Bu yapı sayesinde kaliteyi her aşamada kontrol edebiliyor, izlenebilirliği sağlayabiliyor ve farklı pazarların ihtiyaçlarına uygun esnek ürün çözümleri sunabiliyoruz.